Hayat Formülü

Umut, inancın kapısıdır. İnanç, bilmenin kapısıdır. Bilmek, yaratıcılığın kapısıdır.
Yaratıcılık, deneyimlemenin kapısıdır. Deneyimlemek, ifadenin kapısıdır. İfade oluşumun kapısıdır. Oluşum tüm hayatın aktivitesidir ve tanrının tek fonksiyonudur.
Neyi umut ediyorsanız, bir süre sona ona inanırsınız. inandığınız şeyi bir süre sonra bilirsiniz. Bildiğiniz şeyi bir süre sonra yaratırsınız. Yarattığınız şeyi bir süre sonra deneyimlersiniz. Deneyimlediğiniz şeyi bir süre sonra ifade edersiniz. İfade ettiğiniz şeyi bir süre sonra olursunuz.
Tüm hayatın formülü budur.
Bu kadar basit.

Doğru Sorular

Kişinin en büyük cehaleti kendisi ile ilgili olandır. Hiçbir okul, hiçbir eğitim cehaletimizin bu yönüne ışık tutamaz. Kişinin tanrı iradesinden oluştuğu ve bu nedenle ruh ve zihinde sınırsız olduğu bilgisi doğru olabilir. Ancak yaradılışı bu bilgiyi özümseyebilecek şekilde kurgulanmadığından kişi kendini bu dünyada kısıtlarla bulacaktır. Yaşam amacı bu kısıtlar üzerine doğru soruları sormaya başlayarak onları ortadan kaldırmaktır. Biz buna tekamül diyoruz. Kişi eksik ve kısıtlı olduğunu hissedip, doğru soruları sormaya başlamadan bilgi hasıl olmaz. Eğer kişi tüm yanıtları bildiğinden emin, soracak tek bir sorusu dahi yoksa, bu cehalete hiçbir bilgi ışık tutamaz.

Adam

Nasıl çağırırsın bir adamı binlerce kilometre uzaktan? Hiç tanımadığın bir adamı? Aşık olabileceğin, aşık olabileceğini düşündüğün, belki bir kez hayal meyal adını duyduğun bir adamı nasıl çağırırsın? Biz kadınlar böyleyiz işte: Ben ki "Biz kadınlar" diye başlayan cümlelerin azılı düşmanı, kaideyi bozmaya en istekli istisna, ben bile diyorum ki, biz böyleyiz. Çoğu zaman düşünde var edersin adamı, sesini, gözlerini, gülüşünü, dokunuşunu... Sana uzaktan baksa ne hissedeceğini düşünürsün, dokunsa nasıl ürpereceğini...Yalnızlıktan solmuş, için ölmüş bir halde, bitap, hiç tanımadığın bir adama hayallerinle "can" üflersin. Adam binlerce kilometre uzakta, dünyanın bir ucundadır belki, belki varlığından haberi bile yoktur, belki yoktur bile adam...Ama sen, bir insan dokunuşuna hasret, son sesinle çağırırsın adını...

Cadı Günlükleri - 1 "İyi ki doğdum"

Sevgili otuz yaşım;
Eşiğinde durup geçirdiğim günlere, o günler boyu yazdığım umutsuzluk ve hayal kırıklığı öykülerine baktım. Üzerine farklı tarih atılmış bir sürü kağıda aynı korkuları, aynı soruları yazdığımı gördüm.
Yatağımın ucuna, ruhu anlamak için okunan kitaplar yığılmıştı, kafamda dönüp duran sorulardan bir teki bile yanıt bulmamıştı. Birileri, ayağımın altındaki, o çok sağlam sandığım zemini çekip almıştı. Zaman, varlığını hep bildiğim ama güvensizliğimden dolayı köşe bucak kaçtığım yeni bir hayata başlama zamanıydı.
Böylece yeni bir hikayenin ilk satırlarını yazmaya karar verdim; hikayenin bundan önce yaşanmış kısmından farklı olmasını umut ederek.
Otuz yaşım, hoşgeldin. Seninle bambaşka bir kadınım şimdi ben...